Şef Mehmet Yalçınkaya, Gaziantep’in mutfak kültürünün baklava ve katmerin ötesinde geniş bir ürün çeşitliliğine dayandığını belirterek, kente özgü ürünlerin dünya pazarında daha görünür hale getirilmesi gerektiğini ifade etti.
Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında Gaziantep’te düzenlenen GastroAntep gastronomi etkinliklerine katılan Yalçınkaya, kentin gastronomi alanındaki gelişimini ve yerel ürünlerin uluslararası pazardaki potansiyelini değerlendirdi. Gaziantep’e her gelişinde gastronomi alanında yeni gelişmelerle karşılaştığını aktaran Yalçınkaya, kentin son yıllarda önemli bir ilerleme kaydettiğini dile getirdi.
“Gaziantep ürünleriyle tanıtılmalı”
Gaziantep’in tarihi İpek Yolu üzerindeki konumunun, kentin baharat kültürünün şekillenmesinde önemli rol oynadığını anlatan Yalçınkaya, şehrin yalnızca yemekleri üzerinden tanıtılmasının yeterli olmayacağını söyledi.
Yalçınkaya, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Gaziantep’i sadece ve sadece yemekleriyle anmamız Gaziantep’e çok haksızlık olur. Çünkü Gaziantep aslında İpek Yolu üzerinde, Türkiye’de ilk baharatlarla tanışmış ve baharatları çok iyi kullanmış illerimizden biri. Gaziantep’i yemek konusunda değil de ürünleriyle artık tanıtmamız gerekiyor. Yemekleriyle artık tanındı, Fatma Şahin Başkanımız az önce Gaziantep peynirinden bahsetti. Bunun gibi yüzlerce ürün var. O yüzden biz buraya her geldiğimizde bir farklılıkla karşılaşıyoruz. Bu da bizi çok mutlu ediyor.”
Kentin geçmişten bugüne taşıdığı geleneksel yemeklerin de önemli bir kültürel miras olduğunu belirten Yalçınkaya, Gaziantep mutfağının değerlendirilmesinde kullanılan yaklaşımın da değişmesi gerektiğini söyledi. Yalçınkaya, bu mutfağın “yokluk mutfağı” şeklinde değil, “kiler mutfağı” olarak ele alınması gerektiğini ifade etti.
Mezopotamya’nın ürün zenginliğine vurgu
Mezopotamya’nın tarımsal üretim ve ürün çeşitliliği açısından önemli bir coğrafya olduğunu belirten Yalçınkaya, Gaziantep mutfağının bu zenginlik ile geleneksel kiler kültürünün birleşiminden oluştuğunu anlattı.
Yalçınkaya, bölgenin tarımsal geçmişine ve ürün çeşitliliğine ilişkin şunları kaydetti:
“Burası Mezopotamya, her şeyin başlangıcı, buğdayın çıktığı yer, işte sebzenin, meyvenin çıktığı yer, çoklu çeşitler. Sadece bu geleneksel mutfağın kilerdekilerle birleşmesi aslında ortaya bu yemekleri çıkarıyor. Hani baktığınız zaman burada ete de çok kolay ulaşılabiliyor, sebzeye de ulaşılabiliyor, bulgura da ulaşılabiliyor. O yüzden çok şanslı bir memleket.”
Gaziantep’in gastronomi alanındaki dönüşümünün uzun bir süreçte gerçekleştiğini belirten Yalçınkaya, kente 15 yıl önce geldiklerinde bu gelişimin temellerinin atıldığını söyledi. Bugün gelinen noktada Gaziantep’te farklı konuların konuşulduğunu ve kentin gastronomi alanında model haline geldiğini ifade etti.
Yalçınkaya, Gaziantep’in baklava ve katmerle sınırlandırılmaması gerektiğini vurgulayarak, “Gaziantep, baklava ve katmere sıkıştırılmamalı. Çok büyük haksızlık oluyor. O yüzden artık baklava tamam, katmer tamam, bence ürüne geçmeliyiz ve bu ürünü de uluslararası boyutta pazarlayıp şehre katkı sağlanması gerekiyor.” dedi.
GastroAntep’e kurum ve halk desteği
Gastronomi alanındaki başarının yalnızca tek bir unsurla açıklanamayacağını belirten Yalçınkaya, kentteki kurumların ve halkın desteğinin bu süreçte önemli olduğunu dile getirdi.
Yalçınkaya, GastroAntep’in gastronomi alanındaki diğer organizasyonlara örnek olmaya devam ettiğini belirterek, Gaziantep’in yöresel ürünlerini öne çıkaran çalışmaların kentin gelişimine katkı sunduğunu ifade etti.

