☁15°GAZİANTEP
SON DAKİKA

Antik Dönemden Günümüze Cumhuriyet Olgusu

"Cumhuriyet, erdemli insanların rejimidir"

Antik Dönemden Günümüze Cumhuriyet Olgusu
4 dk okuma
Antik Roma'dan günümüze kadar gelmeyi başarabilmiş bir yönetim sistemi olarak cumhuriyet, ortaçağ şehir devletlerinin Fransız ve İngiliz fikri müktesebatının ortaya attığı, ilke ve değerler ile halen geçerli bir sistemdir.

Oluşum ve gelişim süreci sanılanın aksine genel bir kanıya yer vermemekle birlikte; her toplum öz biçim olarak cumhuriyete kendi içinde kolektif bir anlam yüklemiştir.

Ve cumhuriyetin hikayesi 20. Asrın ilk çeyreğinde dünyanın bir çok yerinde yeniden yazılmıştır. 

Biz de ise Tanzimat sonrası yaşanan bir takım demokratik gelişmeler sonrasında Saltanatın kaldırılmasıyla yeni Türkiye için bir yönetim sistemi olarak kabul görmüştür.

Bu kabul kendi içinde; sosyal entegrasyon, ulus devlet, kültür, dil, din ve tarih merkezli bir kabul olmuştur. 

Bu noktadan uzak, yerinde ve makul olmayan her değerlendirme, isabetsiz her yaklaşım, sancı ve kutuplaşmayı tetikleyerek, toplumsal savrulmalara yol açıp, temsil ettikleri zihniyet adına cumhuriyeti ve niteliklerini bir takım maksatlara uygun düşecek şekilde tefsir etmeye; kendi yeni doğmalarının kapısı aralamaya, siyasi hayatımıza geçerli hiç bir katkı sunmayıp seviyesiz didişmelere, anlamsız ithamlara, menfaat gruplarının karşılıklı çıkar tartışmalarına siyasi bir boyut kattığı da malum.

O yüzden Cumhuriyet’in kendi koşulalarında değerlendirilememesi çok kutuplu bu faydasız ideolojilerin kişi ve oluşumların ortaya koyduğu diyalektik dünyanın bütün demokrasilerinde halen geçerli ve canlı bir tartışma.

Tam da bu yüzden cumhuriyetin sıfır noktasının konumlandığı ulus devlet ve Türk milliyetçiliği 21 asrın ilk yarısında kültürel bir aksiyona evrilirken ortaya koyduğu değerlere ilişkin tespit ve tahlillerin yerinde; ve kavram olarak doğru tanımlanması en elzem konudur.

Bir takım çevrelerce Osmanlı’dan Cumhuriyet’e intikal eden tebanın, yeni devlet ve toplum düzenine ayak uydurmamasından yakınanlar, mevcut cumhuriyet sosyolojisine katkı sağlamaktan çok demokrasi problematiğini daha da derinleştirmesi de aynı bakış açısından kaynaklanmaktadır.

Tüm bunların yanında Cumhuriyetin ilanından bu yana askeri darbelerin toplumda yarattığı gerginlik ve huzursuzluk değişen dünyanın ortaya çıkardığı ideolojik ve siyasi eğilimler ekonomik çalkantılar da cabası

Şurası bir gerçek cumhuriyet ve demokrasimiz Batı’ya nazaran kendiliğinden ve organik olan bir süreç yaşamamıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin oluş ve toplum düzenini milli ve kültürel bir zihniyet değişimi olarak milli iraden gelen bir benlik şuuru olarak sancılı bir süreçtir.

Bu yüzden bir cihan imparatorluğunun enkazından modern bir toplum ve devlete geçişte ciddi sorunların olacağı muhakkak ve bu sorunların yaratacağı travma da kabul edilemelidir. Cumhuriyete dair Atatürk İlke ve İnkılapları üzerinden karşılıklı ihtilafların su yüzüne çıktığı şu günlerde bir takım kişi ve oluşumların inkilaplar üzerinden (şapka-harf- kılık kıyafet…) karşılıklı suçlayıcı söylemleri hiç bir intisapa girmeden anlamak, meseleleri ideolojik saplantılardan uzak tutmak makul ve mantıklı olandır. İnkılapların hiç bir toplum için başında kabul görmüş işler olmadığı bilmek ve anlamak gerekir.

Bu anlamda Cumhuriyeti sadece bir yönetim biçimi değil, inkılaplarla birlikte bir süreç bir olgu Gazi Mustafa Kemal’in muasır bir medeniyet milli bir kültür inşaa etme projesi olarak değerlendirmek daha doğru olur.

Bu fikri dinamizm; dini inancımızı, kültürel değerlerimizi, tarihimizi, sosyal dokumuzu geçmişten arındırmak olmadığı, daha çok akli ve ilmi bir noktaya konumlandırma çabası olduğu bunun sosyo-psikolojik temelini de burada aramak gerektiğini bilmek gerekir.

Buradan kendini Cumhuriyetçi ve Kemalist olarak tanımlayan bir takım kişi ve çevrelerin dini ahlaki ve kültürel değerlerimizi bu bağlamdan kopararak, batı kültür-sosyolojisini bilim ve teknolojiyle maskeleyerek bir bilim medeniyet meşalesi gibi anlayıp anlatmalarının suni ve gereksiz sığlığını; Cumhuriyeti ve İnkılapları peşin hüküm ve inanç tesiri altında önceden kabul edilmiş ideolojik şablonlara göre değerlendirme gayreti içine girip tehlikeli yorumlara yol açanları aynı zihniyetin farklı kutupları olarak değerlendirmeliyiz.  

Her iki taraf da anlamalı ki Cumhuriyet kendi sosyal dokusunu kendi realitesi kendi içinde kurmuştur. Bu haliyle kültürel dinamiklerimiz dini ve ahlaki değerlerimiz inanç iklimimiz kendine varolacağı yeni ve verimli bir toprak bulmuştur. 

Bir asrı aşan demokrasi yörüngesinde bir takım zihniyetlerin karşılıklı şuursuz manifestoları kendi dar dünya görüşlerini dayatma çabaları kültürel kamplaşmalarını iç çatışmalara neden olan kısır ideolojilerini bir tarafa bırakmalı; milli ve manevi değerleri demokrasinin kendi içinde yoğurmalıyız. Müşterek bir millet, milli bir kimlik insan ve liyakat gibi kavramlar yeniden gübrelenerek; milli ve müşterek bir geleceğe cumhuriyetin ışığında yol almalı, 

Anadolu’nun kültürel tarihi derinliğini, Türkiye Yüzyılında sosyolojik sağduyumuzu muhafaza ederek, yeniden düşünme refleksimizi doğru ve etkili şekilde kullanabilmeyi öğrenmeliyiz.

Cumhuriyetimizin ve demokrasimizin bir gereği olarak, toplumsal kutuplaşmalara neden olan bir noktadan bakma eğiliminden kaçınıp, kültürel değerlerimizi yeniden bütünleştirmek adına güçlü ve doğru adımlar atmaktan korkmamalıyız.

Sağduyu ile yol alıp tüm tarafların cumhuriyetimizin temel değeri insan üzerinden oluşturulan toplumsal bir mutabakatı son düzlükte cumhuriyetin yeni bir devrimi olarak yeniden inşaa etmeliyiz.

 İnsanı yaşat ki devlet yaşasın…

Başta Gazi Mustafa Kemal ve Silah Arkadaşları olmak üzere Cumhuriyeti bize armağan eden şehit ve gazilerimizi rahmetle yad ediyor bu güzel vatanı alınteri ve emeği ile bu günlere taşıyan herkesi saygıyla selamlıyorum.

Bu haber sizde ne hissettirdi?

Tepkinizi paylaşın. Seçiminizi değiştirebilirsiniz.

SIRADAKİ HABERŞehitkamil’de et 650 TL: Yılmaz’dan tavuk fiyatına rest
→

Yorumlar

Yorumlar editör onayından sonra yayımlanır.

Editörün seçtikleri

Tüm haberler →