ZEKİ ABİ VE BENİM SİNEMAM NİYE YOK?

ZEKİ ABİ VE BENİM SİNEMAM NİYE YOK?

 
Küçüktüm, ufacıktım.
O zamanlar adına kilit taşı denen maymuncuk düzeni, asfalt neyin yoktu.
Kırmızı toprağının üzerinde yuvarlanıp durduğumuz Adsız Şehitler Caddesi’nde, topaç çevirerek büyüdüm ben.
Uçurtmalarımız kağıttan, sevinçlerimiz kayadan idi.
Üzerine mis kokulu nane dökülen salça-ekmek, saray menülerinden bile daha lezzetli gelirdi bize.
Ellerinde havlular ile sırtımızdaki teri silmek için arkamızdan koşan annemizin eğer kendisi yetişemez ise terliği yetişirdi ensemizin en çıplak yerine…
Türkiye, 70 sente muhtaç, insanlar ama bir mutluluk diyarıydı benim sokağım…
Mesela televizyon yoktu. Bonanza, Küçük Ev, Dallas, Görevimiz Tehlike, Heidi, Pinokyo, 5 Milyon Dolarlık Adam hatta hatta Kütahya Sürahisi ile de tanışmamıştık.
1 Nolu Sıkıyönetim Bildirisi ve Hasan Mutlucan’ın davudi sesinden hamaset türkülerine de yabancı idi kulaklarımız…
Yani, çocukluğun en vazgeçilmez dağdağasını yaşardık…
İşin güzeli şimdiki gibi AVM sığıntısı değildi hayat.
Her mahallede yazlık bir sinema vardı.
Hiçbir zaman sevgilimin adı olmadı ama bizimkinin adı başka bir sevda Serpil Sineması’ydı.
Boş bir arazi, iki metre briketle çevrilmiş bir duvar, kireçle beyazlatılmış güya perde.
Her zaman içeriye giremesek de sırtımızı sinemanın briket duvarına dayayarak jönün sesine kulak kabartırdık.
Bazen briketi biraz kırıp, filmi dikizlesek de ertesi gün her nasılsa orayı çamurla doldurur kapatırlardı.
Eğer, yeni bir film gelmişse afişini iki taraflı tahtaya yapıştırıp boynuna asan ayaklı tellal, sokak sokak “…sinemamızdaaaaa!” diye bağırır biz de onun arkasından “sinemamızdaaaaaaa” diye tekrar ederdik.
Sinemaya gitmek bir ritüeldi. Dolma-sarma falan yapılırdır. İçeri girildiğinde komşularla selamlaşılır. Film oynarken günebakan çekirdeği yenir. Film arasında dolmalar mideye indirildi.
Bizim için en büyük zevk ise sanırım markası Boğaziçi yada Portalin olan gazozun kendisi idi.
Gazozun kapağını açmaz, cam çivisi ile deler milim milim içerdik çabuk bitmesin diye.
* * *
Yılmaz Güney, Fatma Girik, Türkan Şoray, Ediz Hun, Ekrem Bora, Adile Teyze, Münir Özkul, Filiz Akın, Hale Soygazi, Ayhan Işık, Zeki Müren, Tarık Akan, Diclehan Baban, Öztürk Serengil, Fatma Girik, Müjde Ar, Tamer Yiğit, Fikret Hakan, Ergun Köknar, Yusuf Sezgin, Atıf Kaptan, Yadigar Ejder, Sami Hazinses, Erol Günaydın, Hayati Hamzaoğlu, Kadir İnanır, Muhip Acırman, Nubar Terziyan, Ali Alim Sururi, Yavuz Şeker, Şaziye Moral, Ünal Gürel, Reha Yurdakul, Yaşar Güner, Bilal İnci, Danyal Topatan, Ayla Arslancan, Itır Esen, Belgin Doruk, Turist Ömer Sadri Alışık, Tugay Toksöz, Göksel Arsoy, Şevket Altuğ, Kemal Sunal, Macit Flordun, Dinçer Çekmez, Kenan Pars, Metin Serezli, Altan Günbay, Erol Taş, Hüseyin Peyda, Aytaç Yörükaslan, Orçun Sonat, Baykal Kent, Hakkı Kıvanç, Selma Güneri, İsmail Hakkı Şen, Suphi Kaner, Yıldırım Gencer, Gülşen Bubikoğlu, Zafer Önen, Nejat Gürçen, Halit Akçatepe, Şener Şen, Hulusi Kentmen, Kadir Savun, Aynur Aydan, Metin Akpınar, Neriman Köksal, Ekrem Dümer’i işte orada ve ondan sonra sevdik…
Biliyor musunuz?
Çoğu hayatta değil bu saydığım naif insanlar.
Kimi yumruklarıyla, kimi romantizmiyle, kimi güzelliğiyle, kimisi şen kahkahaları kimi babacanlığı ile girerdi en güzel rüyalarımıza…
* * *
Bizim yazlık sinema yani ilk sevdam Serpil, sadece sinema değildi.
Herkesin eviydi...
Mahalleden bir çiftin nişanı varsa orada yapılır, aşka yeniden orada bakılırdı.
Kışın odun-kömür ardiyası idi evlerdeki teneke soba ve kestanenin yakanıydı.
Vefat olduğunda semtin taziye yeriydi.
Serpil Sineması da yok şimdi iyi mi, geride kalan sevdalar gibi?
Olsaydı eminim Zeki Alasya’ya da gözyaşı dökülürdü.
O çocuksu bakışlarına, bakışlarımızdan süzülürdü acı.
Biz, gazozun kapağını açmaz cam çivisi ile delerek içerdik çabuk bitmesin diye.
Filmin sonuna kadar idare ederdik işte öyle.
Zeki Alasya’da veda edince
Yine film de bitti, gazozun kendisi de…
6 sene olmuş gideli.
Serpil Sinema'ma değip geçenlerin var ya  hepsinin ruhu şad olsun...
 
8.05.2021 (Murat GÜREŞ)

DİĞER YAZILAR

MAYIS HÜZÜNLERİ

AÇLIK, GURUR ve PATATES TORBASI

SİYASİ SİMGE BAKIMINDAN 128 VE GAZİANTEP’TE MUHALEFET

KULUN OLMAM AMA KÜLÜN OLURUM...

BİR KENTTEN, SAHTE CENNET YARATMAK

"AKREP GİBİSİN KARDEŞİM"

PROKRÜST YATAĞI, AVUKATLAR ve GERÇEKLİK

DÜŞ AĞRISI, DİŞ AĞRISI GİBİDİR…

ANTEPLİ NEYE, NE DİYEMEZ?