BİR YALNIZ OPERA, CHP, BUTLANCILAR VE TARİH…

( Murat GÜREŞ yazdı ) “Ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim oysa bilmediğin bir şey vardı ben senden bütün aşklarımı temize çektim…” Böyle diyor Murathan Mungan o efsane “Bir Yalnız Opera” şiirine başlarken… Estetiğe şapka çıkarmak gerek değil mi? Oysa, bu dizeler bana; “Ölü bir yılan gibi ” 15 sene aramızda yatan, ayağımıza zincirli gülle takarak demokrasicilik oynayan, meşum ve kirli bir hukuk garabeti tiyatrosunun baş aktörü o kayyum ve yancılarının, farfara

BİR YALNIZ OPERA, CHP, BUTLANCILAR VE TARİH…

(Murat GÜREŞ yazdı)

“Ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda

yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim

oysa bilmediğin bir şey vardı

ben senden bütün aşklarımı temize çektim…”

Böyle diyor Murathan Mungan o efsane “Bir Yalnız Opera” şiirine başlarken…

Estetiğe şapka çıkarmak gerek değil mi?

Oysa, bu dizeler bana; “Ölü bir yılan gibi” 15 sene aramızda yatan, ayağımıza zincirli gülle takarak demokrasicilik oynayan, meşum ve kirli bir hukuk garabeti tiyatrosunun baş aktörü o kayyum ve yancılarının, farfaracılarının tezgahlarında hepimizin yorgun ama kirli olmayan geçmişine götürüyor.

Vicdanının en paslı yerine sakladığı bıçağını çıkarıp, arkadan hançerlemeyi, “arınma” olarak yutturmaya çalışan iki başlı Halep düdüğü, kendi iğrenç şarkısı ile ‘fareli köyün kavalcısı’ rolünü pek bir sevdi.

Oysa, bu hadsiz haini, saray hizmetkarını, yürüyen ölüyü yıllarca bağrına basanlar, şimdi onda yaşadığı bütün aşkları temize çekiyor…

Ne büyüksün sen Murathan Mungan…

CHP’de; Genel merkezi, PM’yi, MYK’yi, il ve ilçe başkanlıklarını işgale başlayan bu utanmaz yapı, tarihin koridorlarından sürüne sürüne geçerken bütün isi, pisi, lekeyi, kiri üzerlerine sürerek Titus Tüneli’ne doğru ilerliyor Tünelin sonu karanlık, tünelin sonu tarihin o tozlu ve affetmeyen sayfaları. Çünkü tarih, kendi geçmişine ihanet edenleri, bir koltuk uğruna “arınma” masalları anlatanları asla temize çekmedi, çekmeyecek.

Bugün CHP çatısı altında “değişim” ve “yenilenme” ambalajıyla pazarlanan bu Butlancılar kafası, aslında partinin genetiğine sızmaya çalışan köksüz bir virüsten farksız. Kendilerini kurnaz, milleti ise kör sanıyorlar. Saray sofralarında meze olan akıllarıyla, bugün cumhuriyetin kurucu iradesine istikamet çizmeye kalkışıyorlar. Çıkarları uğruna her kalıba giren, her devrin rengini alan bu siyaset bezirganları, şimdi kalkmış örgütün hafızasını, hele de tabanın tertemiz geçmişini kendi kirli sularında yıkamaya yelteniyor. Gençlerin, çocukların, halkın umutlarıyla oynayarak yapıyorlar bunları…

Ama unuttukları bir şey var: CHP, birilerinin karanlık cinnet laboratuvarında kobay kullanarak yeni bir siyaset üretmenin adresi değil.

Bu farfaracıların gürültüsü, yancıların alkış tufanı bittiğinde; geride sadece o uğursuz tiyatronun kırık dökük dekorları kalacak. O çok sevdikleri “fareli köyün kavalcısı” peşine taktıklarıyla birlikte tarihin kör kuyusuna doğru sürüklerken, bu örgütün gerçek sahipleri, o paslı hançerleri de sahiplerinin elinden almasını bilecektir.

Murathan Mungan’ın o naif dizesiyle bitirelim o zaman; onlar ne kadar çabalarsa çabalasın, bu partinin cefakar tabanı, o utanmaz yapıya inat haykırmaya devam edecek:

“Sende bütün aşklarımı temize çektim…”

Siz kirletmeye çalışsanız da biz bu tarihi de bu sevdayı da sizin lekelerinizden temize çekilecek.

Çünkü diyalektik böyle işler

Hem de çok yakında!

Tarih, demokrasi ve hukuk da buna tanıklık edecek…